Kahire

KahireGülüşlerin, mutlulukların, insanların ve hatta şehirlerin kısacası herşeyin bir rengi var. Kahire’ninki de sarı… Uçağın, Kahire üzerine gelip alçalmaya başlamasından itibaren nasıl bir vahaya geldiğinizi görebiliyorsunuz. İstinasız şehrin bütün bir krokisi gözünüzün önünde çok net çiziliyor. Dünyanın 7 harikasından, belki de en tanıdık, en görkemli olanına ev sahipliği yapan şehrin ve hatta ülkenin dış hatlar terminaline geldiğinizde -kendinizi şimdiden hazırlayın- fazlasıyla şaşıracaksınız. Bu anlamda beklentilerinizi yüksek tutmamakta fayda var. Zira Aksaray-Zeytinburnu metro istasyonumuz Kahire Havaalanı’nı 3’e değil, 5’e katlar. Ancak daha sonradan öğrendik ki, Kahire de 2 farklı dış hatlar terminali varmış. Biri Türkiye, Rusya, Ukrayna ve diğer benzeri ülkelerden gelen uçakların indiği, diğeri ise Avrupa ülkelerinden gelen uçakların indiği. Dönüş günü yanlışlıkla Avrupa ülkeleri için ayrılan terminale gittiğimizde bu gerçeği öğrenmiş olduk…

Alandan çıkışımızda kalmıştık… Alandan çıkarken, Kahire bizi önümüzü kesen taksi şöförleriyle karşıladı. Sizi istediğiniz yere götürmek için adeta birbirleriyle ve sizinle pazarlık yarışına giriyorlar.

Dünya, toz bulutundaki halinden bu tarafa bir hayli yol gitmiş olsa da sanırım Kahire, o zaman bu zaman pek fazla nasiplenmemiş. Kahire ve hatta tüm Mısır için genelleme yaparak yazıyorum; mutlaka otel tercihinizi 4 veya 5 yıldızlı olarak yapmalısınız. Şehrin içinde konumlanmış 4 ve 5 yıldızlı oteller oldukça yuksek fiyatlı olmasına rağmen, şehrin dışındaki özellikle üniversite ve convention center yakınlarındaki oteller oldukça iyi seçenekler. Aksi takdirde Mısır kadar maalesef hijyen ve sağlığa önem verilmeyen bir ülkeden sağlığınız bozularak Türkiye’ye dönmeniz kaçınılmaz olur.

Biz, Kahire merkezine yaklaşık 40 dk. uzaklığındaki Novotel’i seçtik. Aslında otelimizi hem zincir otel olması hem de şehir merkezine günde 3 kere ring yapan ücretsiz shuttle servisini düşünerek tercih etmiştik. Gerçekten temizliği ve kahvaltı servisleri güzel olmasına rağmen hergün “shuttle bugün bozuk” sözüyle karşılaştık.
Sanırım 4-5 kişi için servisi ordan merkeze götürmek istemiyorlar… Servis çalışmasa da 10 metre önümüzdeki caddeye çıktığımızda taksiler 100 Mısır Pound’u ile başladıkları pazarlıkları 35 Pound’da bitirerek sizi yaklaşık 10-13 TL’ye merkeze götürüyorlar.

Şehrin sır gibi bir yerlerinde saklandığını düşündüğünüz piramitleri merkezin tam da içindeyken gördüğünüzde piramitlere dair ilk şaşkınlığınızı yaşıyorsunuz.

Şehirde belki de görebileceğiniz en kötü, en fakir yerleşim merkezlerinden biri olan Giza’ya girdiğinizde sizi, deve ve atlarla piramitleri gezdirmek için bekleyen onlarca bedevi karşılayacak. Hepsinin ağız birliği etmişcesine söylediği şey, piramitlerin olduğu alanın 7 km. civarında olduğu, asla yürünemeyeceği, yürümeye kararlıysanız da sizden oldukça yüksek para alınacağı ve size yaklaşık 200 Mısır Pound’una yani ortalama 70 TL’ye patlayacağı…

Yürümeye ne kadar kararlıysak da ısrarlardan, peşimizi bırakmayanlardan fazlasıyla sıkılarak atları ve develeri tercih etik. Kişi başı 600 Pound dan açtıkları pazarlık kapısını 150’de kapattığımızı sansak da, bahşişler, fotograf çekme izni bahanesiyle polislere verilenlerle kişi başı 300 Pound’u bulduk.

Dünyanın en şaşırtıcı insan yapıtlarından biri olan piramitlere yaklaştıkça şaşkınlığınız gittikçe artıyor. Herbir taşın ağırlığı 20 ton olan bu yapıtların nasıl yapılabildiğini anlayabilmek gerçekten çok zor. İsimlerini yaptıran firavunlardan alan Giza Piramitleri Keops, Kefren ve Mikerinos dünyanın en büyük piramitleridir. Bunların dışında Mısır’da yüzlerce irili ufaklı piramit bulunuyor. Giza Piramitleri’nin diğer tüm piramitlerden farkı içlerinde yazı bulunmamasıdır. At ve develerle bu büyük piramitlerin çevresini yaklaşık 2-2,5 saatte gezebiliyorsunuz. Bu alanda içine girilebilen tek piramit Kefken. Ancak hatırlatmakta fayda var; piramitin içine girmek öyle her babayiğidin harcı değil. Yaklaşık yarım metre yüksekliğinde dar bir koridordan geçiyorsunuz. Kalp veya astım hastalığı yada klostrofobisi olanlar için hiç de çekici değil. Bir de atlarımızla bize eşlik eden bedevinin söylemesine göre girdiğiniz zaman 1,5 saatten önce çıkmanıza izin verilmiyor, çünkü giriş çıkış aynı yol üzerinden yapılıyor… Buradakiler için piramitler sadece bahşiş alabilecekleri bir yer.
Piramitleri size anlatırlarken hiç duraksamıyorlar. Adeta ezberden anlatıyorlar. Ne kadar şaşırdığınızı görünce de şaşırmanıza şaşırıyorlar. Söylentilere göre piramitlerin yaparken çalışan bütün işçiler firavunlar tarafından öldürülmş. Bunun da nedeni nasıl bir sırrın olduğunun diğer medeniyetlerin öğrenesinin asla istenmemesindenmiş…

Girişte kişibaşı 60 Pound verdiğimiz Mısır Müzesi’nde fotograf çekmek yasak. Buna rağmen çantanızın içinden çekebilmeyi başarabilir veya görevliye 10-15 Pound vererek sizi görmemesini sağlayabilirsiniz.
Müzede Mısır’ın ev sahipliği yaptığı medeniyetlere ait buluntuları görebilir, mumyaların yer aldığı bölmeye girebilirsiniz. Mısır Müzesi’nde sergilenen en önemli buluntulardan biri de ünlü Tutankhamun Hazinesi’dir.
Mısır’ı 10 yıl yönetmiş olan Tutankhamun aslında çok önemli bir firavun değildir. Ancak ünü daha çok Mezar buluntularından kaynaklanmaktadır.

Kahire’de adım attığımız her yer çocuk ve sizden bahşiş almak isteyen insanlarla dolu. Kaçış için seçtiğiniz alışveriş merkezlerinde bile sizi rahat bırakmayan kalabalık ve gürültü var.

Şehri daha yakından tanımaya başlayınca, insanları, çevreyi, arabaları gördükçe bu şehrin sularla yıkandığında nasıl bir beyazlığa bürüneceğini düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Buradaki taksiciler kendilerine ve arabalarına fazlasıyla güveniyorlar. 70 model Anadollara inip binmekten yorulduktan sonra bindiğimiz 80 model Şahin’in bana bu kadar lüks ve konforlu geleceğini düşünemezdim.

Yemek seçenekleri konusunda iyi yerleri tercih etmelisiniz. Alışveriş merkezlerinde kişi başı 20-25 Pound’a içiniz rahat yemek yiyebilirsiniz. Etrafta gözünüze hiçbir şey kestiremediğiniz zamanlarda ise Pizza Hut imdadınıza yetişecek… Mısır yemeklerini denemek isteyenlere birşey diyemem. Ancak baharatların verdiği ağır kokulara dayanabilmek pek mümkün değil.

Kimilerine göre Piramitler ve Kahire Müzesi’ni gezmek Kahire için yeterli… Ben o kadar karamsar değilim. Her ne kadar şehir sizi pek de hoş karşılamasa da Kahire Nil’le, çarşılarıyla, camileriyle, insanları ve kültürüyle gezilmeye, fotoğraf karalerine taşınmaya değer.

Kahire için birkaç pratik bilgi;

– Kasım-Mart arası gitmek için en iyi dönem. Ne çok sıcak ne çok soğuk oluyor.
– Türkiye için 5 iş gününde çıkan Mısır vizesini 70 TL karşılığında alabilirsiniz.
– Havaalanında dolarınızı Mısır Pound’una çevirmeyi unutmayın. Mısır Pound’u, TL’nin yaklaşık üçte biri değerinde.
– Mutlaka otelinizi 4 veya 5 yıldızlı seçin.
– Yanınıza mont ve uzun kollu almayı unutmayın. Geceleri oldukça soğuk olabiliyor.
– Fotoğraf makinanızı almayı unutmayın. Ancak her yerde fotograf çekemeyeceğinizi
 bilin.   
– Asla açık yiyecek ve içeceklerden almayın.
– Pazarlık yeteneğinizi, emin olun burada geliştireceksiniz. Size söylenen fiyatın beşte birine rahatlıkla istediğinizi alabileceğinizi unutmayın.
– Bahşişlere hazırlıklı olun. Size yol tarif edenler bile bahşiş isteyebilir.
– Şehir içinde taksilere binebilirsiniz. Taksiler oldukça ucuz.
– Piramitleri at veya develerle gezin. Bu keyfi yaşayın.
– Nil üzerindeki köprülerde yürüyün. Gün batımının keyfini çıkarın.

 

 Kahire fotoğrafları için tıklayınız  

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

2 Responses to “Kahire”

  1. beril Says:

    Mısır gezisine çıkacaklara bir tavsiye. Peşinizden laf atanlar, hatta yüzünüze karşı laf atanlar, elinize kolunuza yapışıp omzunuza dokunup duracaklara, neredeyse heryerde fotoğraf çektirmek isteyecek insanlara kendinizi hazırlayın derim, çünkü bunlardan kurtuluşunuz olmayacak.

  2. sepya52 Says:

    Yararlandım. Teşekkür ederim…

Leave a Reply