Kayseri

kayseriAslına bakarsanız Temmuz ayının ortasında, gezi amaçlı olarak 35 dereceye varan kavurucu bir sıcağa sahip bir İç Anadolu şehrine gitme ihtimalim yok denecek kadar azdı. Kayseriyi hep kışıyla, kayakla ve Erciyes’le birlikte düşününüyordum; hemen her kış niyetlenip sonra bir türlü gidemememe rağmen. Bir tanıdığımızın düğünü olunca, e biraz da değişiklik isteği baş gösterince bizde, iş değişti tabii. Haftasonu planımız bu sefer Ege yada Akdeniz değildi. Bu sefer ki durağımız Kayseri idi. 

Cumartesi sabahı İstanbul’dan Kayseri’ye uçarken bayan olan pilotumuzun sesinin uçakta yankılanması itiraf etmeliyim ki çok hoşuma gitti. Kayseri Erkilet Havalanı’na indiğimiz gibi inanılmaz bir sıcak bizi karşıladı. Kara iklimine sahip denizi olmayan her şehir gibi, Kayseri’nin de; yazın sıcakları, kışın da soğukları gerçekten çok  keskin ve çarpıcı oluyormuş. Kayseri’ye gitme niyetiniz varsa, bunu her zaman göz önünde bulundurmak lazım.

Havavalanı şehir merkezine yakın denebilecek bir mesafede, 5 km. Bu sebepten havalanından şehre giderken genelde taksi tercih ediliyor, hem rahat hem ekonomik olunca, bu sonuç kaçınılmaz. Bizim tercihimiz de böyleydi.

İlk işimiz otelimize gidip, yerleşmek oldu. Kayseri’de kalmak için Hilton Otel’ini seçtik. Şehir merkezi için seçilebilecek en iyi otel diyebilirim. Otelin konumuna zaten hiçbir diyecek yok. Erciyes’in eteklerine kurulmuş tüm Kayseri’yi görebileceğiniz bir noktada. Oldukça büyük ve şehrin ortasında, farklı mimarisiyle hemen göze çarpıyor. Kayseri’nin değerlerinden olmuş bile. Odalar öyle çok lüks değil ama iyi seviyede tabii ki Hilton stardardı var. Servis iyi, personel çok iyi ve her konuda yardımcı. Otelin özellikle kahvaltısı çok güzel, hafta sonları şehir halkının da kahvaltı ve brunch için çokça tercih ettiği bir mekan olduğu kalabalık gruplardan hemen anlaşılıyor. Menü çok zengin. Ayrıca hem yaz hem hafta sonu olması nedeniyle bu hafta sonu olduğu gibi, hemen her hafta sonu düğün varmış otelde. Zengin şehir tabii… 🙂

Eşyalarımızı otele bıraktığımız gibi zaman kaybetmeden, önceden planladığımız şehir turumuza başladık.

Kayseri Şehir Merkezi aslında Melikgazi İlçe Merkezi anlamına geliyor. Şehir meydanına ise Cumhuriyet Meydanı adı verilmiş. Bizim de ilk işimiz bu meydanı ve etrafını gezmek oldu. Ayrıca Kayseri’yi anlatan en güzel fotoğrafları da burada çekebilirsiniz çünkü Kayseri ile özdeşleşmiş birçok yapı ve görüntü bu karede mevcut. 

İlk durağımız, otelimizin camından tüm heybetiyle kendini gösteren aynı zamanda yüzyılların yorgunluğunu fazlasıyla hissettiren Kayseri Kalesi oldu. Dünya’nın en eski şehirlerinden biri olan Kayseri’nin Kalesi’nin tarihi de, çok eskilere dayanıyor. Kale ile ilgili ilk bilgi, Romalılar tarafından M..Ö. 230‘lu yıllarda inşa edildiği, ikinci bilgi ise M.S. 550‘li yıllarda Bizanslılar tarafından yapıldığı. Bu iki farklı bilginin de kaynaklara dayandırılmasına rağmen, kabul gören; şehrin Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içersinde olduğu zamanda, Justinianus tarafından yapıldığı. Fakat Kale, Romalılardan, Bizanslılara, Selçuklulardan, Osmanlılara o kadar çok tamir görmüş o kadar çok değiştirilmiş ki, şuan hala sağlam kalan kale burçlarının neredeyse hepsinde faklı bir medeniyetin izi var. Kale, İç Kale ve Dış Kale olarak ikiye ayrılıyor. Dış Kale çok harap olmakla birlikte, İç Kale’nin Selçuklu Sultanı, Alaaddin Keykubat tarafından yapıldığı biliniyor. Kale üzerinde göreceğiniz Selçuklu eseri kitabeler hala mevcut. Kalenin içinde ayrıca Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış Kale Camii var.

Kaleden sonra, hemen yanında bulunan Bürüngüz Camii’ndeyiz. caminin tarihçesi tahminlerimin aksine öyle çokta eski değilmiş. Osmanlı Camiisi gibi görünen bu cami, 1977 ‘de “İki Kapılı Camii” adı verilen cami yıktırılarak yerine yaptırılmış.

Ve Saat Kulesi… Saat Kulesi, 1906 yılında yaptırılmış. Tarih bilgisi güçlü olanlar zaten bileceklerdir, fakat itiraf edeyim tarihe olan ilgime rağmen benim gezi öncesi yaptığım araştırma ile öğrendiğim bilgiye göre, padişah II. Abdülhamid bir fermanla, büyük şehirlere Saat Kulesi ve Muvakkithane (vaktin doğru belirlenmesini sağlayan yer anlamına geliyor) yapılmasını istemiş. Kayseri Saat Kulesi ve hemen yanı başındaki muvakkithane de bu ferman üzerine yapılmış, fakat çok üzücü ki geçmişi çok eski olmamasına rağmen Saat Kulesinin mimarı bilinmiyor. Ayrıca bu Muvakkithane, Atatürk‘ün bir Kayseri ziyareti sırasında halkla görüştüğü yer olarak ta biliniyor.

Atatürk Anıtı ve arkaya doğru uzanan Kapalıçarşı. Eski Osmanlı Çarşıları beni herzaman  heycanlanmıştır. İçlerindeki, hareket, canlılık, farklı insan manzaraları, bir anda olsa o dönemlere götürür beni. Kayseri Kapalıçarşı, ilk yapılmış hali ile İstanbul Kapalıçarşı’dan sonra en büyük ikinci çarşı olma özelliğine sahip. Fakat zaman içinde çok fazla yangın geçirmiş, çok tahrip olmuş, defalarca birçok kısmı yenilenmiş. En son 1991 yılında orjinaline sadık kalınarak yeniden yapılmış.

Kuyumcular, baharatçılar, giysi satan dükkanlar…Ve dükkanların önlerinde asılı sıra sıra pastırmalar, sucuklar…Yoğun bir koku eşliğinde…

Kayseri’ye gelip te pastırma ve sucuk almadan gidilmez derler, haklılar da. Ama yaz ayı olması ve şahsen aramın pastırmayla Ramazan Ayı dışında çok olmaması nedeniyle biz sadece tadına bakmakla yetindik diyebilirim. Yalnız Kayseri’den pastırma ve sucuk alacaklara tavsiyem, şehrin kendi ürettiği tadları ve markaları seçmeleri. Tadları gerçekten çok özel. Tabii ki her yerden alınmaz temiz ve iyi kalitede olmalı. Kale önü ve Kaplıçarşının hemen yanındaki Camikebir Caddesi başta olmak üzere şehrin her yerinde istediğiniz markada ürünü bulabilirsiniz. Benim tavsiye edeceklerim arasında, Kayseri halkı tarafından en çok tercih edilen İmamoğlu ilk sırada. Onun dışında; Şahin ve Ünlü de tavsiye edebileceklerimden.

Pastırma ve sucuk alışverişi yaparken aynı zamanda şehri de gezmiş oluyorsunuz. Camii Kebir Mahallesi’nde Camii Kebir, diğer adıyla Ulu Cami var. Çeşitli zamanlarda birçok onarım görmesine rağmen caminin tarihçesi 1130’lu yıllara dayanıyor. Ayrıca camiinin kuzey tarafında geçirdiği onarımlarda birini anlatan birkaç satırlık kitabe de dikkatimizden kaçmadı.

Kayseri de Selçuklu izlerini her yanda görmek mümkün, yine Cumhuriyet Meydanı’nda Sahibiye Medresesi’ni görebilirsiniz. Bu medrese 1200’lü yılların ortalarında yapılmıştır. Medresenin giriş kapısının üzerinde de Hadis olduklarını öğrendiğimiz yazılar gözümüze çarpıyor. Ayrıca Medresenin iç tarafları da restore edilmiş ve işyeri olarak kullanılıyor.  

Yine bilenler bilir ama ben gezi öncesi araştırmamda öğrendim ki Kayseri Tıp tarihinde de çok önemli bir yere sahip. Dünyanın ilk Uygulamalı Tıp Merkezi, 1205 tarihinde burada Anadolu Selçuklu  Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kız kardeşi olan Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine kendi adına yaptırılmış. İçinde birçok tıp bölümüyle birlikte eczane de bulunan ve Mimar Sinan Parkı içinde yer alan Gevher Nesibe Şifahiyesi şuan Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmakta. Ayrıca Gevher Nesibe Sultan’ın Türbesi de burada.

Bunun dışında Kayseri’nin hemen her yerinde Selçuklu Hükümdarlığı’na ait birçok eser görebilirsiniz.         

Sivas Caddesi, Kayseri nin en ünlü ve kalabalık caddelerinden. Meydandan başlayıp, devam eden uzun bir cadde bu. Haftasonu olduğundan olsa gerek oldukça kalabalıktı bu cadde. Kayserililerin çok sevdikleri Alpaslan ve Emirgan Parkları da burada. Ayrıca bu caddede trafikte bayağı yoğun bunu özellikle belirtmeliyim.  

Gelelim Kayseri gezisinin en lezzetli yerine… Kayseri de ne yedik?… Kayseri deyince aklımıza hepimizin ilk gelen Mantı tabii ki ama benim için artık öyle değil. Kayserili birkaç arkadaşımdan aldığım tüyoyla ilk durağımız mantıcılar yerine Kebapçı Şakir… Kayseri’ye gidip de Kebapçı Şakir’e uğramadan ve Saç Kebabı’nı tatmadan dönerseniz, inanın bu gezi çok eksik kalmış demektir. 1926’dan beri bu lezzeti sunan adına şiirler bile yazılan Şakir Usta’nın lezzetli kebapları şuan oğlu Yusuf Usta ve Torunları tarafından devam ettiriliyor. Kebap istemem diyenler için köfte ve bir iki çeşidi daha var ustanın. Fiyat merak edenler için söyleyeyim, fiyatlar çok uygun. Bu kadar güzel bir tadın bir porsiyonunu, 5 TL’ye yedik. Köfte isterseniz o daha da ucuz. Ayrıca isteyenlere; kebap yada köfte, içecek ve tatlıdan oluşan bir menü de yapılmış ki bu menülerin de fiyatları çok uygun. Tatlıları da gayet lezzetli. Bu kadar anlattıktan sonra Şakir Usta’nın adresini vermeden olmaz. Bizim yediğimiz yer merkezi olan Cumhuriyet Mahallesi, Tennuri Sokakta, sorarak çok kolay bulabilirsiniz. 

Bir de Şubesi varmış, ikisinin de açık adresleri :

Merkez :  Cumhuriyet Mah. Tennuri Sok. No: 7/B

Şube: Hacı Saki Mah. Okur Sok. No: 14

Kebap sonrası, Kayseri sıcağını eritecek, ama kendi erimeyen Kesme Dondurma yemeden olmaz dedik. 1985’te Kayserili Dondurmacı Sami Topuz’un tesadüfi diyebileceğimiz bir şekilde mucidi olduğu Kesme Dondurma; süt, şeker ve sahlepten yapılıyor. Sadece bıçakla kesilip yenebiliyor ve inanamayacaksınız ama güneşte bile çok geç eriyor bu dondurma. Kesme Dondurma, Kayseri’de tavsiye edebileceğim, denenmesi gereken çok ilginç bir tat.

Kayseri’ye kadar gelmişken oraya özel tatları denemeden dönmemek adına ve 2 güne bunları sığdırmak için iyi bir plan yapıp, tadımlıkta olsa hepsinden tattık diyebilirim.

Kayseri Mantısını neredeyse her köşe başında yiyebilirsiniz. Özellikle Cumhuriyet Meydanı ve etrafında oldukça çok mekan var ve hepsi lezzetine çok güveniyor.

Biz, mantı için şehrin biraz dışında kalan ve İstanbul dahil birçok Şubesi olan Kaşık-la’yı seçtik. Burası şehir dışında da olması sebebiyle bazı organizasyonlara da ev sahipliği yapan oldukça geniş bir mekan. 

Mantı dışında diğer Kayseri lezzetleri de seçenekler arasında tabii. Özellikle, Kağıtta Pastırma, Kiremitte Sucuk ve Pastırma, Sucuk içi, Yağlama bunlardan bazıları. Tatlı olarakta kesinlikle denemeniz gereken Necmiye Hanım Tatlısı. Üzeri fıstıkla bezenmiş tadılması gereken çok hoş bir lezzet. Ayrıca Kayseri mantısını ve Kayseri’ye özel birçok tadı satın almak, tanıdıklarınıza da bu tadları hediye etmek isterseniz; mekan içinde, bu ürünlerin, gayet hoş ve modern olarak sunulduğu bir satış standı da var.

Bu standa uğramadan ayrılmamanızı tavsiye ederim. Fiyatlar çok ucuz değil, normal seviyede. Örneğin yarım kilo fırınlanmış mantı ambalajına göre değişmekle birlikte ortalama 13 TL. 

Kayseri de iki Şubesi var şuanda Kaşık-la’nın :

İlki bizim gittiğimiz, Nevşehir yolu üzerinde, Toyota Plaza’nın üzerinde.

Açık adresi; Anbar Mah. Zafer Cad. No:4.

Diğeri, Alpaslan Mah. Bahar Cad. No:49 da.  

Kayseri’ye özel tavsiye edebileceğim diğer bir mekan tüm Kayserililerden ve Kayseri’ye gidenlerden çokça adını duyduğumuz,  Elmacıoğlu İskender. Hatta internette okuduğum bir yorum; “Bursalılar kızsa da İskender’i Kayseride yiyen başka yerde yemez bir daha” şeklindeydi. Açıkçası Bursa’yı oldukça iyi bilen, biraz da Bursalı olan ve her yiyenin Bursa İskender’e hayran olduğunu bilen biri olarak, bu kadar iddalı konuşmak biraz fazla olur ama yine de Elmacıoğlu’nun İskenderini de tatmakta fayda var. Güzel ve tavsiye edilebilir, tabii Bursa’lı İskender İskenderoğlu’ndan sonra. Ama asıl Elmacıoğlu’nda Kayseri’nin en güzel lezzetlerinden biri olan yağlamayı yemenizi tavsiye ederim, çok güzel yapıyorlar gerçekten. Çok özel bir tat bu da ama yenmesi gerektiği gibi yerseniz, biraz zorlanıyorsunuz tabii. Adının yağlama olduğuna aldanmayın, üzerinde kıyma sosu olan, üstüste dizilmiş yuvarlak açılmış birçok hamur, sarmısaklı yoğurt ile servis ediliyor. Bir de tabii ki yine mantı. Buranın mantısı da oldukça lezzetli. Fiyatlara gelince, düşük değil, normal seviyede. Örneğin, 1 porsiyon Elmacıoğlu İskender 11 TL 

Yeri tam şehir merkezinde, çok kolay. Cumhuriyet Meydanında, Hunat Altgeçidi çıkışında, Millet Caddesi No:5 ‘te.  

 

Kayseri de konaklama için, Hilton dışında tercih edilebilecek birçok alternatif var. Şehir Merkezinde sayılabilecekler; Almer Otel, Çırağan, Çapari, Selçuk, Altınsaray gibi. Yalnız bunların 3 ve 4 yıldızlı oteller olduğunu belirtmek isterim.

Bunun dışında eğer şehir merkezinde değil de, Erciyes’te kalmak istiyorsanız alternatifler çoğalıyor tabii ki.

Kayseri’den Erciyes’e ulaşım nasıl derseniz, o da oldukça kolay: Kayak Merkezi, Havaalanına 30 km., şehir merkezine 25 km uzaklıkta.  Otellerin servisleri olduğu gibi; otel bölgesine, Erciyes-Develi Belediye otobüslerini yada minübüsleri kullanarak ta ulaşılabilir.  

Kayseri’de ve etrafında gezilecek ve görülecek çok yer olduğundan, kapsamlı bir gezi yapmak istiyorsanız, bizim gibi araba kiralayabilirsiniz. İnternet üzerinden rahatlıkla araba kiralayıp, aracınızı havaalanına indiğinizde teslim alabilirsiniz. Birçok gezimiz de tercih ettiğimiz araba kiralama, seyehatimizin rahat geçmesi için iyi oluyor.

Şehirde bizim bu gezimizde gezmeye fırsat bulamadığımız, Kent Müzesi, Etnografya Müzesi, Arkeoloji ve Atatürk Müzesi bulunuyor. Bunlar dışında şehir dışına çıkmaya vakti olan doğa tutkunları için ise, irili ufaklı 7 tane gölden oluşan Yedigöller’i (bu göller kar ve buzul suları ile besleniyor) , bir doğa harikası olan Kapuzbaşı Şelaleri’ni, Hacer Ormanları’nı, türkülere adını vermiş Gesi Bağları’nı tavsiye edebilirim. Ayrıca Kayseri’ye 90 km. uzaklıktaki Sultansazlığı Milli Parkı; nesli tehlikeye girmiş yüzlerce kuş türünün görülebileceği, tatlı ve tuzlu su yaşamlarının bir arada bulunduğu dünyadaki çok ender parklardan biri olma özelliğine sahip.

Bu arada bu kadar şey yazdım ama asıl Kayseri’ye geliş sebebimiz olan düğünü merak edenler için, gayet güzeldi J

Sıcak bir yaz, sıcak bir haftasonu, sıcak bir şehir… Kayseri’yle tanışmak tahmin ettiğimden çok daha güzeldi. Yalnız bir dahakine Erciyes’in eteklerinde kaymak, göremeye vakitimizin kalmadığı yerleri görmek ve tekrar Saç Kebabı ile başlayıp mantıyla devam eden bir ziyafet için geleceğim bu şehire.

 

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

2 Responses to “Kayseri”

  1. ayşegül Says:

    bir kayserili olarak diyorum ki…..gerçekten bir kayserili gibi anattığınızı söyleyebilirim…yine bekleriz…

  2. funda Says:

    şelaleleri şiddetle tavsiye ediorummm

Leave a Reply