Urfa

urfabalikligolKutsanmış Şehir, efsaneler şehri Urfa…

Urfa deyince akla tarihin doğduğu yer, Fırat, doğu insanının sıcaklığı ve tabiki efsaneler ile Hz.İbrahim geliyor.

Urfa, Hz.İbrahim’in doğup büyüdüğü şehir olmasından dolayı Müslüman, Hristiyan ve Musevi dinlerinin hepsi için en kutsal 3 şehirden biridir.

Hala sıcaklığı, insanları, örf ve adetleri ve hatta evleri ile 13 bin yıllık kültürünü yaşatmayı başarabilen sayılı şehirlerden…

Gaziantep, Mardin ve Adana’nın komşusu olan Urfa’ya, Gaziantep otobanı üzerinden yaklaşık bir buçuk saatte varıyoruz. Hani türküde der ya; “Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar…” gerçekten şehrin içine girene kadar o dağların arasında bu kadar muhteşem bir şehir olabileceğine ihtimal vermiyorsunuz; ta ki şehrin kokusunu duyana kadar.

Urfa’nın otelleri ve konukevleri dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistleri ağırlamak için özenle hazırlanmış. Şehrin her köşesinde bir tarih, bir efsane yaşanmış.

Dillere destan olmuş Balıklı Göl’den başlıyoruz. Balıklı Göl’e kerpiç, taş evlerin iki sıra dizilmiş dar sokakları arasından yürüyerek gitmeyi tercih etmelisiniz.

Emin olun ki şehir size siz şehre o kadar kolay alışacaksınız ki…

Balıklı Göl’ün etrafnda sizi Urfalı küçük çocuklar karşılayacak. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce bütün Urfa tarihini anlatabilen bu çocuklar aslında gerçek birer yerel rehber.

Sizden hiçbir talepleri yok. Ne para istiyorlar, ne de başka birşey. Sizin vereceğiniz en küçük hediyeye defalarca teşekkür edip, mutlu oluyorlar.

Bizimle birlikte yürümeye başlayan Hasan’a soruyoruz. Anlat bakalım bize deyince başlıyor Balıklı Göl’ün efsanesini anlatmaya; “Firavun kendisine karşı gelen ve bütün putları kıran Hz.İbrahim’i cezalandırmak için bugünkü balıklı gölün olduğu yere 6 ay boyunca odun taşıtır ve sonunda çok büyük bir ateş yaktırır. Hz.İbrahim’i Urfa Kalesi’nden atarken, bütün odunlar balığa, ateş ise suya dönüşür. Böylece Balıklı Göl oluşur. Hatta Balıklı Göl’deki balıların benekli olması odunlar yüzündenmiş. Ateşin su, odunların balık olduğu gölün etrafı da gül bahçesine dönmüş.Nemrut, bunun üzerine Hz.İbrahim’i makamına çağırarak senin tanrın benimkinden daha büyük der ve Hz.İbrahim’i sebest bırakır, ancak kendisi inanmaz.

Balıklı Göl’ün etrafındaki gül bahçesi, Halil’ül Rahman Camii’ne bakar.

Balıklı Göl’ün hemen yakınında birbirine gizliden bağlanan bir göl daha var. “Ayn Zeliha Gölü” anlamı ise Zeliha’nın gözyaşları… Hasan’ın anlattığı efsaneye göre;”Nemrut’un Zeliha adında çok güzel, merhametli bir kızı varmış. Nemrut’un Hz.İbrahim’i cezalandırdığı sırada Hz.İbrahim’i gören, seven Zeliha gizlice O’nun inancını da kabul etmiştir. Hz.İbrahim’i babası Nemrut ateşe attığında, Zeliha o kadar çok ağlamış ki gözyaşlarının düştüğü yer göl olmuş. Bu göle de Ayn Zeliha denilmiş. Urfa’da elinizle işaret ettiğiniz herşeyin hemen efsanesini anlatıyorlar.

Ağaçların, evlerin, taşların yani adım attığınız her yerin bir efsanesi var.

Hatta yediğimiz çiğ köftenin bile… Nemrut, Hz.İbrahim’i yakmak için şehirdeki bütün odunları toplatınca ocak yakamayan bir kadın çiğ eti, baharatlarla taşların arasında döverek pişirir. O günden bugüne de en sevilen yiyeceklerden biri olur çiğ köfte.

Urfa’nın gündüzlerindeki keyif ve sıcaklık gecelerine detaşınıyor. Urfa’da sıra gecesi eğlencelerini görebileceğiniz onlarca konukevi var. Biz Cevahir Konukevi’ni seçtik. Ancak yöre halkının da sıra gecelerine oldukça fazla katılım gösterdiğini düşünerek mutlaka önceden yerinizi ayırtmanızda fayda var. İçeri girer girmez sizleri sanki evlerinde ağırlıyorlarmışcasına ilgi gösteriyorlar. Masanıza getirilen kebaplar, çiğ köfteler, katmer ve mırranın yanında bir de Urfa türkülerini gerçek sahiplerinden dinleyince keyfinize keyif katılıyor.

Urfa’dan Harran yoluna doğru giderken, burada Hz. Eyyub’un sabır çektiği mağara ve Eyyub kuyusu bulunuyor. Hz.Eyyub bolluk ve huzur içinde yaşarken sabrının imtihanı için kendisine hastalık, fakirlik veriliyor.

Hz.Eyyub isyan etmeden hastalığı bitene kadar bu mağarada kalmış. Bu mağraya Eyyub, sabır mağarası; topuğunu yere vurarak çıkan suyun olduğu yere de Eyyub kuyusu denilmiştir. Hz.Eyyub bu su ile yıkanarak iyileşmiş.

Urfa’ya geldiğinizde içinizdeki huzur, mutluluk buradan ayrılırken yerini hüzne bırakıyor. Urfa’yı anlatırken şehri mi, efsaneleri mi anlattım bilemedim…Buradan ayrılırken tek birşey söyledim; önümüzdeki bahar yine görüşeceğiz…

 

Urfa fotoğrafları için tıklayınız

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

2 Responses to “Urfa”

  1. Ketaw Says:

    E birde sıra gecesine katılmak lazım 🙂

  2. sun Says:

    Sıra gecesi kesinlikle çok güzel. Bir de çarşıda İsot almayı da unıtmamak lazım.

Leave a Reply