Langkawi / Malezya

Langkawi2006 yılının ilk aylarıydı. Düğün tarihimiz kesinleşmiş, hazırlıklarımız artık en üst düzeydeydi. Düğün yeri, ev, mobilya v.s. Ve tabii ki balayı… Balayı için nereye gideceğimize karar vermek gerçekten zor oldu, birçok yer vardı aklımızda çünkü. Buna rağmen ilk netleşen, tercihimizin Uzakdoğu’da olan bir yer olacak olmasıydı. Gezme ve seyahat konusunda hiperaktif bir çift olduğumuzdan, sadece dinlenme tatili bize ııııh…; olmazdı yani…ama ne kadar gezgin ruhlara sahip olsanızda böyle bir yoğun dönem bitiminde her bünye gibi bizim bünyemizin de biraz dinlenmeye, yani yatış tatiline ihtiyacı vardı tabii ki, bir de balayına çıkıyoruz yani… Bunun üzerine 15 günlük bir balayı programı yapmaya karar verdik. Uzakdoğu’da 15 gün…

Malum Uzakdoğu deniz, derya öyle 15 günde gezilecek bir yer değil tabii, orada da seçim yapmamız gerekiyordu. Uzakdoğu da neresi?

Turla tatile çıkma alışkanlığımız olmadığından, bir aksilikle karşılamamak adına bu tatil programının her detayını en iyi şekilde yapmamız gerekiyordu. İzleyeceğimiz rota ile birlikte, kalacağımız oteller, gezeceğimiz yerler, uçak biletleri… Program geniş, gezi daha da geniş, hatta müthiş, öyle bir yazıda okuyup bitireceğim diye düşünmeyin, koca 15 günü, bitmez J  Rotamız belli olmuştu artık :

Efsane şehir Bangkok; anlatılamaz mükemmel şehir Kuala Lumpur ve cennet adası Langkawi… Dedim ya öyle bir yazı da bitmez bu tatil. Bu yüzden bahara girdiğimiz bu zamanlarda, evlilik planları yapanlara, tatile çıkacaklara bir kaynak olmak adına; sondan başlayacağım. Cennet adası Langkawi ‘den…

Langkawi, Malezya’nın kuzeybatısında kalan, uzakdoğu’daki cennet adaların en güzellerinden biri… Andaman Denizi’nde, Tayland sınırına yakın. Ada dediğime bakmayın, 99 adadan oluşan bir takımada aslında. 

Büyülü bir bir ada Langkawi… Kartal Adası…

Bangkok sonrası gittiğimiz Kuala Lumpur’dan, seyahatimizin son durağı Langkawi’ye uçmak için Kuala Lumpur Uluslararası Havaalanına geldik. Kuala Lumpur Havaalanı çok güzel ve çok modern bir havaalanı. Buradan Langkawi’ye birçok havayolunun uçuşları var. Hem de çok sık. Bizim tercihimiz Malaysia Airlines. Malezya Havayollarının da buraya uçuşları çok sık. Bir önceki durağımız Bangkok’tan Kuala Lumpur’a da Malaysia Airlines ile gelmiştik. Fakat açık söylemeliyim ki, havayolu şirketleri arasında iyi bir konumda olduğunu bildiğim için, Malezya Havayolları ile uçmak için sabırsızlanmama rağmen, THY ile kıyaslayınca, biraz zayıf kaldı Malaysia Airlines.  

Kuala Lumpur’dan sabah saat 10’da Langkawi’ye doğru havalandık. Yolculuğumuz çok uzun sürmeyecekti, buna rağmen daha önceden edindiğim Langkawi notlarıma tekrar göz atmak istedim. Gezdiğim yerleri, öncesinde  orada yaşananları, oranın tarihini bilerek gezmek keyiflerin en güzelini verir bana. Notlarım’dan Langkawi’nin tarihinin baharat yolu’na dayandığını okuyorum. O zaman pirinç ve biberi’nin meşhur olduğunu, Fransızların ticaret amaçlı bu adayı keşfetmekte çok gecikmediğini ve etraftaki sularda korsanların çokça bulunduğu adanın, aynı zamanda onların sığınağı olduğunu… 

Uzakdoğu ile ilgilenen ve burayı tanıyanların bileceği gibi, Uzakdoğu felsefesinin en önemli öğelerinden biri efsanelerdir ki bu Langkawi içinde geçelidir. Hatta Langkawi’ye dair anlatılan efsanelerin çokluğu adaya “Efsaneler Adası” denilmesine sebep olmuştur.

Pilotumuz iniş için ilk anonsu yaptığı sırada, Langkawi’nin en çok bilinen, yüzyıllardır ağızdan ağıza dolaşan efsanesini hızlıca okumaya başlıyorum Güzeller güzeli Masuri’nin hikayesi bu. Birçok Langkawi’li gencin kalbini çalmış,  büyüleci Masuri, ileri gelen bir kabile reisinin oğlu ile evlenir.  Fakat Masuri, suçsuz olduğu halde bir gezgin ile olduğu ve eşini aldattığı iftirası sonucunda ölümle cezalandırılır. Masum Masuri, son nefesinde ona bu haksızlığı yapan ada halkı için, bu adanın yedi nesil huzur bulmamasını, rahat etmemesini dilemiştir. Malezya’yı anlatan bir Malezya sitesinden aldığım notların sonu ilgimi çekiyor : Sebebi nedir bilinmez ama Langkawi’nin turizm cenneti olarak keşfedilmeye başladığı 2000’li yıllar, bu yedi kuşak sonrasına denk gelir..  

Yaklaşık 1 saat süren rahat bir yolculuktan sonra, Langkawi’ye inerken, rengini asla tarif edemeyeceğim inanılmaz bir yeşil örtü, daha o anda adanın büyüsü, efsanesiylede birleşerek, yavaş yavaş yavaş damarlarıma işlemeye başlamıştı.

Langkawi Havaalanı çok büyük bir havaalanı değil. Ama küçük de denilemez. Özellikle etrafı güzel düzenlenmiş. Uçaktan indiğimiz gibi Kuala Lumpurdan alışık olduğumuz üzere heryerde ‘Selamat Datang’ yazıları karşılıyor bizi yani ‘hoşgeldiniz’; bu alandan çıkıp dışarı doğru yürürken, birçok tur görevlisi yanımıza gelip otel, araba, tur ve adada yapılabilecek her türlü etkinliği anlatmaya aslında pazarlamaya çalışıyor. Biz de hem haritalarımızı hem de ada bilgi broşürleri yanında, bir ada sakininden biraz da bilgi almak adına bu görevlilerden birinin yanına gittik ve konuşmaya başladık. Bizle ilgilenen bayanla konuşurken, turla gelmediğimiz için, araç konusunun bizim için önemli olduğunu özellikle belirttik. Langkawi öyle küçük bir ada değil çünkü, her istediğimiz yere yürüyerek gidebileceğimiz bir yer olmadığndan, ya turlara bağlı kalarak tur otobüsleriyle gezmemiz gerekiyordu ki özgür ve maceracı gezgin ruhumuzla bu asla yapmayacağımız bişeydi J  yada adadaki turistlerin çokça tercih ettiği gibi araç kiralamanız gerekiyordu. Araba yada motorsiklet kiralayabilme şansımız vardı, aranan sadece uluslararası sürücü ehliyeti. Fiyatları da uygun.  Motorsikleti düşünsekte, pek rahat olmaması dolayısıyla, otomobil kiralamayı tercih ettik. 99 Model bir Proton…  Arabayı teslim aldığımızda görevli, prosedür üzerine anlattıkları bittikten sonra küçük bir tavsiyede bulundu, direksiyonun sağ tarafta olması nedeniyle biraz alıştırma yapmamız adına havaalanının etrafındaki alanın uygun olduğunu gösterdi. Otelimizi de haritada işaretledi, yakındaki benzin istasyonun da gösterek yanımızdan ayrıldığında, önce haritamızı biraz inceledik ve ardından yola koyulduk. Direksiyonda eşim vardı. Sol tarfta oturup, arabayı kullanan olmamak gerçekten ilginç olmuştu ilk başlarda. Direksiyon sağ taraftaydı yani J

Shashin error: Photo not found.

Havaalanından otelimize doğru giderken, dikkatimi ilk çeken etraftaki pirinç tarlaları ve tarlalarda dolaşan bufalolar oldu. Yol boyu her yerde bufalolar vardı. Yakın bir benzinlikte durup bezin almamız gerekiyordu. Langkawi, bu konuda çok rahat bir ada çok kısa mesaflarle benzin istasyonları var. Benzin, tüm Malezya’da olduğu gibi burada da oldukça ucuz. En çok karşınıza çıkan benzin istasyonu ise tüm Malezya’da olduğu gibi burada Petronas. Petronas Twin Towers’ tan çağrışım yaptığı üzere Petronas, Malezya’nın en büyük petrol şirketi. Yalnız benzin istasyonlarının çalışma şekli buradakinden biraz farklı.  Bu farklılığı bilmediğimizden, istasyona gidip, bizle ilgilenen biri gelsin diye beklemeye başladık ki bizim durumu bilmediğimizi anlayan bir görevli yanımıza gelip, burada sistemin nasıl işlediğini bize anlattı. İstasyona gelip,  önce kasaya gidiyorsunuz. Ne kadar istiyorsanız parasını ödüyorsunuz, oradan ayarlanıyor ve arabanızın yanına gelip benzininizi kendiniz dolduruyorsunuz. Bizde aynen böyle yaptık.  Kuala Lumpur’dan geldiğimiz için para sıkıntımız olmamıştı, cüzdanımızda bol bol Ringgit (Malezya Para Birimi) vardı  J  Bu sebepten havaalanında para bozdurmak için vakit kaybetmemiştik. 1 TL’nin yaklaşık 2,5 Ringgit’e karşılık geldiğini de belirteyim.

Otelimizi bulmak zor olmadı, yolların güzel ve yol gösteren tabelaların açık oluşu otelimizi rahatça bulmamızı sağladı. Ayrıca yol üzerinde, birçok noktada yakın olan otellerin adları ve yönlerini belirleyen tabelalar turistlere yardımcı olmak adına çok güzel bir düşünce ile yerleştirilmişti.  

Langkawi’de çok güzel tesisler ve oteller var. Fiyat ve yıldız açısından seçenekler çok fazla. Biz, Langkasuka Beach Resort’u seçmiştik. Langkasuka, havaalanının da bulunduğu bölge olan Padang Matsirat’ta ve havaalanına 2 km. uzaklıkta. Adanın merkezi Kuah Town’a da 22 km. uzaklıkta bir otel.

Otelimize geldiğimizde, Malay kızlar kokteyllerle karşıladılar bizi. İşlermlerimizi yaptırıp odamıza çıktık. Odamız deluxe oda idi fakat normal standartlardaydı. Ama Kuala Lumpur’da ve Bangkok’ta kaldığımız süper lux otellerden sonra biraz daha vasat gelmişti doğruyu söylemek gerekirse burası. Tabii fiyat farkını da söylemem gerekiyor. Eşyalarımızı yerleştirip, otelde küçük bir tura çıktık. Langkasuka büyük bir alana kurulmuş. En güzel tarafı ise, kendi kumsalına sahip olması otelin, zaten seçimimizin en büyük sebebi de buydu. Havuzu da güzeldi. Bizimle aynı dönemde kalan Çinliler çoğunluktaydı.

Langkawi, ekvator iklimine sahip olduğu için yılın her mevsiminde yağış alan bir yer. Bununla birlikte yıl boyu sıcaklık, 30 – 32 derece arasında değişiyor. Hiç beklemediğiniz bir anda yağmur başlayıp 30 dk. yada 1 saat sürüyor. En çok Eylül ve Kasım ayları yağış alıyormuş ada, Aralık ve Mart ayları arası ise en az yağış aldığı aylarmış. Biz şanslı bir günde geldik, geldiğimizden beri yaklaşık 2 saat olmuştu ama yağmur yoktu J

Langkawi’de 5 gün kalacaktık. İlk gün, adada bir tur atmaya ayırmıştık. Panoramik Ada Turu yani J

Haritalarımızı ve notlarımızı alıp, düştük yollara. İlk olarak Kuah Town’a gitmeyi düşünüyorduk. Artık bişeyler yeme vaktimiz gelmişti çünkü. Oradaki duruma göre planımızı yapmaya karar verdik.  Adanın güney doğusundaki Kuah, gelişmekte olan yer, aynı zamanda  adanın merkezi konumunda.  Arabamızı park edip Kuah Çarşısı’nda ne yiyebileceğimiz görmek için biraz dolaşmaya başladık. Tüm Malezya’da olduğu gibi burada da, yiyeceklerin, içeceklerin, her türlü ürünün İslami kurallara göre üretilip üretilmediğini belirten “Halal” işareti var. Etraftaki restaurantlarda da bu yazıyı görebiliyorsunuz. Vakit kaybetmek istemediğimizden gördüğümüz bir marketten bişeyler alıp, etrafı gezmeye devam ettik. Etrafta alışveriş merkezi mekanlarının, yanında adanın merkezi olması sebebiyle birçok otel var.

Kuah İskelesi aynı zamanda, adaya deniz yolu ile gelenlerin adaya ayak bastıkları yer olma özelliğinde.

Masjid Al-Hana, yani Al-Hana Camii adanın en büyük ve en popüler camisi. 1959 yılında Malezya’nın ilk devlet başkanı Tunku Abdul Rahman tarafından açılmış. Cami’nin dıştan görünüşü bir ada camiisine göre çok daha görkemli ve klasik Malezya mimarisinin bir örneği gibi. Çevre düzenlemesi de gayet hoş. İçi daha basit, bizim camiilerimize kıyasla gayet mütevazi denilebilecek şekilde.

Langkawi’ye adını veren meşhur Kartal Meydanı da Kuah’ta. Buradaki Kartal Heykeli çok uzaklardan bile görülebilen, güzel bir heykel. Kartal Adası adı da, yine başka bir Langkawi efsanesine göre, yerel dilde “helang” yani kartal manasına gelen bu kelimeden türetilmiş.

Biz Kuah’ta dolaşmaya devam ederken, hava biraz bulutlanıyor. Bu da bizi sevindirmiyor değil hani, hava biraz bunaltıcı çünkü. Taman Legenda’ya geliyoruz bu sırada, kocaman bir botanik park burası, hemen herşeyin tanımlamaları yazılarak anlatılmış güzel bir park. Çiçekler, meyve ağaçları ve yeşilin birçok tonu ile 50 hektar üzerine kurulmuş bir açık hava müzesi. Havanın hafifte olsa serinlemesinden yararlanarak parkı geziyoruz ama biraz yorulmanın etkisi hem de havanın serinlemesine rağmen yine de bunaltıcılığının devam etmesi sebebi ile hepsini bitiremiyoruz. Sabahın erken saatlerinden, gecenin geç saatlerine kadar açık olan parkın devamını gezmeyi, akşamları da buraya geleceğimizi düşünerek, sonraya bırakıyoruz.

İlk Hindistan Cevizi Ağacına tırmanma yarışının yapıldığı Chogm Park, birçok ülkenin bayraklarının olduğu, dinlenmek için güzel bir park.  

Kuah’ta bir de Jetty Point, yani birçok Duty Free alışveriş yapılabilecek dükkan var. burada.  Biz gittiğimiz saatlerde çok kalabalık değil. Büyük ihtimalle insanlar bu gündüz saatlerinde denizin ve güneşin tadını çıkarmayı, alışverişe tercih ediyorlar. Biz de Langkawi’den dönüşümüze yakın buraya gelmenin daha mantıklı olacağını düşünerek, bir tur atıp çıkıyoruz. 

Kuah sahili, açıkçası denize girmek için çok hoş değil. Adada çok daha güzel kumsalların olduğunu buraya gelmeden önce intetnetten gördüğüm fotoğralardan ve okuduğum yazılardan biliyordum.

Shashin error: Photo not found.

Kuah’ta biraz zaman geçirdikten sonra, adanın otelimize daha yakın olan diğer tarafını yani güneyine doğru gitmek için yokla koyuluyoruz. Adanın bu tarafında, hem akşam yemeği için, hem gece eğlenceleri için alternatifler çok. 

Güneydoğu’daki Kuah’tan güneye Pantai Tengah ve Pantai Cenang tarafına doğru giderken sağ tarafta, yol ayrımında Snack Farm yani yılan çiftliğini ve çok yakınındaki adanın efsanelerine konu olmuş Mahsuri’nin Anıt’ını görmeden geçmek istemiyoruz. Yılan çiftliğinde özel alanlarda, irili ufaklı, farklı türlerden bir çok yılan sergileniyor, burası da adanın görülebilecek yerlerinden. Yılan çiftliği’ni gezip, yine yola devam ederken, sağ tarafta Langkawi Golf Club’ı görüyorum. Malezya sadece Langkawi’de değil, Kuala Lumpur’da da bulunan bir çok golf sahası ile golfseverler için bir cennet. Elimdeki haritaya, geçtiğimiz yerin yakınında görebileceğimiz başka yerler var mı diye bakarken, Langkawi’de de 3 tane Golf Club olduğunu görüyorum. Langkawi, Datai, Gunung Roya. Yol boyunca ilerlerken köyleri görüyoruz, şirin ve güzel yerler buralar.

Yoğun bir günün ardından güneş batmak üzereyken, yolda biraz durmasını rica ediyorum eşimden. Müthiş bir manzara bu… Bulutlar var sanki elimizi uzatıp değebileceğimiz kadar yakın bize. Güneş kızıl..Sol tarafımızda yeşil ağaçlar ve Hint Okyanusu…İnanılmaz bir toprak kokusu tenefüs ediyoruz…İnsanın çok az yerde görüp, yaşayabileceği bir manzara bu. Bu anın tadını doya doya yaşıyoruz bir süre…

Ve güneş batıyor, biz de bir hayli acıkmış olarak,nerede yemek yiyebiliriz diye etrafı inceliyoruz Pentai Tengah ve Cenang arasında ilerlerken. Bir çok yer gözümüze çarpıyor; Pizzacılar, cafeler, lüks restaurantlar hepsi var.

Biz, Pentai Cenang’ta Orkid Ria Seafood Restaurant isimli dışardan şık bir görüntüsü olan mekan dikkatimizi çekiyor. Kapıdaki görevliden Malay, Çin ve Thai mutfağından birçok lezzet bulabileceğimizi öğreniyoruz, bu da tam bizim istediğimiz zaten diyerek içeri giriyoruz. Bir de gece 11’e kadar açık olduklarını belirtiyor görevli.

Öyle çok lüks bir yer değil burası ki isteğimiz de bu akşam için öyle bir yer değildi zaten J ; ama ortam ışıklandırma gayet hoş ve sevimli. 

Sorduğumuzda ilk tavsiyeleri “giant tiger prawn” dedikleri, kaplan karidesi ızgarası oldu. Tamam dedik fakat 1 tane istedik çünkü bildiğimiz gibi değil bunlar gerçekten çok büyüktü ve ilk defa tadacağımız bir tat olacaktı. Bizim için bir tane seçip, orada ızgara yapıyorlar. Menüye göz attığımızda, karides çorbası olduğunu öğrendiğimiz tom yam kung, tereyağlı istakoz, balık çeşitleri, chilli soslu yengeç ve karabiberli biftek vardı. İçecek olarakta alkollü olarak bira, alkolsüz olarak ta, Çin çayı, taze meyve suları ve meşurbatlar. Kaplan Karidesi ardından, buharda pişirilmiş balık tercih ettik. Tatları hiç te fena değildi, hatta özellikle balık gayet iyiydi. Servis ve fiyat orta derecedeydi. 

Buradan çıkıp otelimize gittik, artık bugün için gezecek gücümüz pek kalmamıştı çünkü.

Otelin kumsalında ve çevresinde romantik bir gece yürüşüyüşü yapıp, ertesi güne enerji toplamak için uyumaya koyulduk.

Langkawi’deki ikinci gün kahvaltımızı yaptığımız gibi, okyanusla tanıştık. Otelimiz Pentai Kok’a çok yakın ve kumsalı güzeldi, bu yüzden biraz burada oyalandıktan sonra Tanjung Rhu Beach’e gitmek için yola koyulduk. Yolumuzun üzerindeki Crocodile Farm’a uğrayıp timsahları görmeden geçemezdik tabii ki. Etraf biraz kokuyor olsada, onlarca timsahı bu kadar yakından görmek, beslemek çok hoş oluyor. Belli zamanlarda da gösteriler olduğunu da öğreniyoruz timsah çiftliğinde.

Yola devam ediyoruz. Solumuzda kalan Black Sand Beach’e uğramadan geçemiyoruz.

Adından daha egzotik olacağını tahmin ettiğim bu plajı adı kadar etkileyici bulmadım açıkçası. Balıkçı teknelerinin durduğu, yan taraftaki fabrikayla çok etkileyici bir tarfı yoktu. Tanjung Rhu Beach’e doğru devam ettik. Ağaçlık hoş bir yoldan gidip plaja ulaşıyoruz. Kumsalın girişinde arabamızı park ettiğimiz yerde yiyecek, içecek, deniz kıyafeti, deniz malzemesi satan birçok satıcı var. Izgara kokuları, yemek kokuları oldukça yoğun bu civarda. İşte burada Langkawi’de olduğumuzu anlıyorum. Uzayıp giden, sakin, kalabalıktan uzak bir kumsal, sesi ruhumuzu okşayan maviyle yeşilin en güzel tonlarından birine sahip okyanus, karşımızda okyanusun tam ortasında olduğumuzu hatırlatacak şekilde yükseltili irili ufaklı adacıklar, etraftan geçen küçük kayıklar…

Daha gerekir ki huzur için diyorum içimden… Kumsal oldukça uzun,  Tanjung Rhu Resort’un önü orada kalan turistlerden dolayı da biraz yoğun ama ileri doğru gidildikçe çok rahat edebileceğiniz, daha sakin, yalnız kalabileceğiniz yerler var. Kumsal’da dinlenip denize girenler, kumsalda yürüyüş yapanlar,  köpeğini gezdirenler ve bizim gibi genç balayı çiftleri… Herkes çok mutlu, çok huzurlu. Gün batımına kadar; yüzmenin, güneşin, okyanusun ve doğanın tadını çıkardık burada.  Langkawi’deki ikinci günümüde de güneşin batışını buradan izledik. Gittikçe kızıllaşan ve ağır ağır karşıki adaların arkasına saklanan güneş, okyanus sularından gözünüze yansıyarak; sıradışı ve romantik   dakikalar yaşatıyordu eşimle bana.

Bu kumsalla ilgili küçük bir dipnot olarak, Langkawi’de konforlu ve lüks bir yer kalmak isteyenler ve bütçesi uygun olanlar için buradaki Tanjung Rhu Resort’u tavsiye ederim. Hem bulunduğu kumsal olarak, hem de otel olarak çok güzel bir tesis.

Doğanın tüm güzelliklerini yaşadığımız mükemmel bir günün sonunda, akşamımızı Kuah’ ta geçirmek için yola koyuluyoruz. Yaklaşık 20. km. sonunda Kuah’tayız. Akşam olmasından dolayı cıvıl cıvıl burası, alışveriş yapanlar, yemek yiyenler, gezenler…

Biz de önce yemek yemek için bir fast food dükkanında alıyoruz soluğu. Yemek sonrası Jetty Pointteyiz. Burada elektronik aletlerden, ipeğe, batik eşyalardan sigaraya, kristalden kozmetiğe, parfüme kadar herşey gümrüksüz. Aradığınız şeyi bulamama ihtimaliniz az. Alışveriş yapıyoruz, etrafı geziyoruz ve tüm akşamı Kuah’ta geçiriyoruz.

Langkawi’deki üçüncü günümüze yağmurla uyanıyoruz. Fakat kısa sürüyor herzamanki gibi ve yola çıkıyoruz, planımız adayı keşfetmeye devam etmek J

İlk durağımız adanın batısındaki Oriental Village.  Oriental Village, güzel evlerin olduğu, içinde yapay gölet ve köprüler olan gezilmesi keyifli, gezerken de alışveriş yapılabilecek, adaya özgü hediyelik eşyalar alınabilecek bir yer. Önce burdan kartpostal alıp ailelerimize ve kendimize gönderiyoruz. Bunu çok seviyoruz biz J Gittiğimiz yerlerden kartpostal göndermeyi yani…Burada biraz dolaşıp, dağına çıkmak için teleferik sırasına giriyoruz. Teleferik çok kişilik değil, gruba yada çifte özel. Dik sayılabilecek toplamda 700m. ‘lik bir çıkış yapıyoruz. Zirveye çıkana kadar birkaç durak var biz de buralarda  durup, teleferikten iniyor ve etrafı seyrediyoruz. Bol bol de fotoğraf çekiyoruz. Rğzgar oldukça şiddetli. Ve dağın zirvesi. Burada yapılmış metal ve ahşaptan  yapılmış, insanların dağın etrafında gezinebilmelerini sağlayan müthiş bir köprü var. Andaman Denizini bulutların üstünden izliyoruz burada.

Burdan sonraki durağımız Seven Wells yada Telaga Tujuh denen yer. Buraya arabayı parkedip yürüyerek çıkmamız gerekiyor. Ve merdivenleri çıkmaya başlıyoruz. Yürüdüğümüz süre boyunca, yolda hayati risk olduğu, bu riski alarak yola devam ettiğimiz ve ada yönetiminin hiçbir sorumluluğu olmadığına dair uyarıcı levhala var. Ve maymunlar, her taraftan çıkıyorlar ama zararlı değiller, saldırmıyorlar. Yukarı çıktığımızda kayaların arasında doğal oluşumlar sonucu ortaya çıkmış 7 tane havuz var. Gerçekten doğa harikası bir yer burası.

Ardından buraya çok yakın olan çok fazla bir özelliği olmayan, uzakdoğu mimarisi ile inşa edilmiş Summer Palace’ı group Underwater World’e yani Sualtı Dünyasına gidiyoruz. Burada birçok balık ve deniz canlısını görmek mümkün, gezmesi keyifli, büyük bir park. Gündüzleri 10 ve akşam 6 arası açık. Eğer sabah 10.45 gibi orada olursanız, canlıların beslenme zamanını yakalayabiliyorsunuz.

Underwater World’ün yakınındaki, Pantai Cenang kumsalında biraz dinleniyor, kumsal ve denizin tadını çıkarıyoruz. Bu kumsalda güzel bir kumsal ama Tanjung Rhu kadar değil doğrusu. Yolumuza devam ediyoruz, niyetimiz güneybetısında olduğumuz adanın etrafında tam tur atıp, görmedik yer bırakmamak. Bu amaçla haritamız önümüzde tüm tali yollar hatta bisiklet yolları dahil arabayla girip adeta Langkawi’yi ezberliyoruz. Adanın doğusunda, Galeria Perdana’ya uğruyoruz; burası diğer ülkelerden gelen hediyelerin sergilendiği bir yapı. İlerleyerek Air Hangat Village ‘a geliyoruz. Burası bildiğimiz Kaplıca kompleksi. Spa’sı, havuzu, batik boyamasının, congkak playing denilen timsah oyunlarının, kickboks hatta fillerin bile gösterilerinin olduğu büyük bir kompleks. 15.15 ve 15.45 arasında yerel showlar da yapılıyor.

Ayrıca akşamları Thai, Endonezya ve Malezya Mutfağının yemeklerinin sunlduğu bir de restaurant var.           

Akşam olmak üzereyken, Summer Palace civarındayız,  önce otelimize gidip üzerimizi değiştiriyoruz. Ve bu akşam özel bir akşam yemeği yemek istediğimizi söyleyip tavsiye istiyoruz. Bize önerdikleri yerler arasından Pantai Cenang’taki, Champor Champor ‘ı seçiyoruz. Otelden arayıp, uygun olduğunu öğrenip, rezervasyon yaptırıyoruz.

Champor Champor tam bir Malay Restaurant’ı. İçeri girdiğiniz andan bunu hissedebiliyorsunuz. Spesyalleri olarak, Black-pepper steak (Karabiberli Biftek) Grilled roti canai tortillas (Malezya gözlemesi) öneriyor garsonumuz ve tabii ki herşeyin yanında pilav, yani bizdeki ekmek gibi. Neredeyse tüm yemeklerde acı sos var; ya yanlarında, ya içlerinde tüm uzakdoğu mutfağında olduğu gibi. Güzel bir restaurant burası, şık fakat fiyatlar diğerlerine göre biraz daha yüksek. Yemeğimizi yiyip, etrafta biraz dolaşıyoruz. Kumsal boyunca barlar, club larla dolu, zaten adanın gece hayatının merkezi de bu bölge yani Pantai Cenang çevresi.

Ertesi gün; otelde tur görevlisiyle konuşup hergün yapılan Island Hopping yani çevre adaları keşif turuna katılmak için yazılıyoruz. 8 kişilik teknemiz Pantai Cenang’tan hareket ediyor. Rehberimizin anlatımları eşliğinde adaların etrafında ilerliyoruz. Pulau Singa Besar’da;  başı, göğsü ve karnı ile hamile bir bayana benzeyen ve temsil ettiğine inanılan kaya parçalarından oluşan Dayang Bunting adasına gidiyoruz. Buraya Pregnant Maiden Lake Adası (Hamile Bayan Gölünün bulunduğu Ada)’da denildiğini anlatıyor rehberimiz. İnanışa göre çocuğu olmayan bayanlara bu gölün uğurlu geldiğini ve çoçuklarının olduğuna inanıldığını anlatıyor. ‘Pregnant Maiden Lake’ kalkerlerden oluşan ince bir yamaçla denizden ayrılıyor. Dayang Bunting, aynı zamanda Langkawi adalarının ikinci büyük adası ve aynı zamanda Malezya’nın en büyük doğal kaynak gölüne sahip adası.

Ardından, kristal berraklığında denizi ve bembeyaz kumsallarında yüzmek için Pulau Beras Basah adasında duruyoruz. Burada yüzenler ve güneşlenenler var etrafta. Yapılabilecek birçok şey var. Jet ski, Banana, parasailing, scuba diving gibi. Biz de dalış denemesinde bulunan acemiler arasındayız burada. Aynı turda olduğumuz deneyimli birkaç dalgıcın, dalışın çok zevkli olmadığını suyun dibinin bulanık olduğunu anlatmaları dikkatimi çekiyor.

Pulau Singa Besar’da da vakit geçirip, buradan ayrılırken etrafımızdaki kartalları görünce, teknedeki görevli bir parça et atıyor ve kartalların o ete saldırmalarıyla ve çok kısa bir sürede parçalamaları ile hafif bir ürperti yaşadığımı itiraf etmeliyim.

Dört saat süren turumuz bittikten sonra arabamızı alıp adanın kuzeyinde ki  Handicraft Cultural Complex’e (El işlemeleri Merkezi)’ne gittik. El sanatları ve Malezya’nın ünlü batik ürünlerini gördük. Ben Kuala Lumpur’dan çok şık batik bir elbise aldığım için burada birşey almadım. Oradan da Kuah Town’a inip akşam üzeri yeni yeni tezgahlarını açmaya başlayan Night Market’ta Kartal Meydanında biraz dolaştık ve otelimize döndük.

Otelimizde geçirdiğimiz son akşam, otelimizin restaurantı Sunset Restaurant’ta bize hazırlanan Balayı çiftleri için sunulan yemeğimizi yiyiyoruz. Havuz başında, okyanusun sesi ile mum ışığında romantik bir yemek.

Tüm uzakdoğu seyahatimiz boyunca çubuklarla yemek yemeği de iyice geliştirdiğimi farkediyorum buaradaJ 

Yemek olarak, neredeyse bütün yöresel Malay Yemekleri var menüde, bir de pizza yöresel tatlardan haz etmeyenler ya da artık bıkmış olanlar için menüye eklenmiş J 

Nasi Kebaru, Nasi Danang istiyoruz. Nasi Kebaru, bildiğimiz pirincin yanında birçok yeşillikle servis edilen tuzlu balık; Nasi Danang ise, Ton balığı, köri ve hindistan cevizi tadını birlikte aldığım yine pirinçli bir yemek.

Tatlı olarakta, Banana Pancake getiriyorlar. İlk bakışta muzlu krep gibi görünse de aslında krep çok ince, muzu da kızartmışlar gibi bir işlemden geçirmişler. Meyvelerle servis ettiler. 

Genel olarak otelimizden çok memnun kalmasakta, en güzel yanı bu özel akşam yemeği idi bizim için.

Langkawi’deki son günümüzü Pantai Tengah, Burau Bay kumsallarında dinlenerek; okyanus ve güneşle başbaşa geçiriyoruz. Uçağımız akşam saatlerinde olduğu için rahat hareket ediyoruz. 

Gün batımında uçağımız havalanırken, küçük camdan içeri sızan kızıl güneş ışığı gözelrimi tam olarak açabilmeme engel oluyor bu doğa harikası, efsaneler adası’nda geçirdiğimiz müthiş tatili düşünerek gülümsüyorum.

Ve yazımın sonunda bir itiraf:

Langkawi’yi ve buradaki tatilimi yazarken, ara ara acaba okuyanları sıkarmıyım diye düşündüm. Anlatacak o kadar çok şey varken, kısa yazmaya çalışsam bile, ancak bu kadar kısa yazabildim. Ben yazdıkça yazdım, yazı uzadıkça uzadı J

İşte bu sebepten, sıkılma ihtimalini de düşünerek, yazımın sonunda başlıklar halinde, Langkawi’ye gidecek olanlara burası ile ilgili kısa bir yapılamsı gerekenler listesi hazırladım: 

Langkawi’de,

          Kuah Town’da gezmeden, night market‘ten ve jetty pointten gümrüksüz alışveriş yapmadan,

          Pantai Tengah ve Burau Bay’da denize girmeden,

          Tanjung Rhu kumsalını, etrafındaki lüks otelleri görmeden, burada kartalları beslemeden,

          Gunung Mat Cincang dağına teleferikle çıkmadan,

          Seven Wells’i keşfetmeden,

          Island Hoping (Çevre Adalara keşif) yapmadan,

          Pregnant Maiden Gölünü görmeden,

          Pulau Beras Basah’da dalış yapmadan,

          Langkawi efsanelerini öğrenmeden,

          Underwater World’ü görmeden,

          Pentai Tengah, Pentai Cenang ‘taki Malay Restaurantlarında yöresel yemeklerden tatmadan,

          Snake ve Crocodile Farm’ı görmeden,

          Yollarda maymunlara; kumsallarda birbirinden ilginç tropik sürüngenlere, rengarenk böceklere ve kuşlara alışmadan,

          Pregnant Maiden Lake Adası’nı görmeden, 

          Malezya’nın batik elbiselerinden almadan,

dönmeyin.

Kuala Lumpur yazımız için tıklayınız

 Kuala Lumpur Gezi Planı için tıklayınız 

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

6 Responses to “Langkawi / Malezya”

  1. ebru Says:

    Fotoğraflarına da baktım. Gerçekten bu fotoğraftaki kadar güzel mi? Bir de Maldivler var bu sitede de var fotoğrafları.Tayland adaları da var Phuket falan. Biz önümdeki aralık ayında evleneceğiz. Böyle bir yere gitmek istiyoruz. Ama o kadar güzel yerler var ki, fotoğraflardan ve yazılardan okuduğum karar veremiyoruz bir türlü…

  2. admin Says:

    Maldivler yazısını da yakında gezihane de yayınlayacağız. Balayı için Langkawi çok güzel bir seçenek Phuket de aynı şekilde. Fakat çevre ülkelere yada şehirlere de gitmeyi düşünürseniz buraları tavsiye ederim. Tüm bir balayı için aynı yerde kalmayı ve romantik bir balayı düşünüyorsanız ben Maldivleri tavsiye ederim. Kesinlikle cennet burası deyip, fotoğraflarda gördüğünüz o renklerin orayı anlatmaya yetmediğini düşüneceksiniz emin olun.

  3. Netereyon Says:

    Güzel paylaşım teşekkürler..

  4. nursah Says:

    yazınız için teşekkürler. eşim ve çocuklarımla malezyaya gıdıyoruz. gercekten benım ıcın cok ıyı oldu. her seyı satır satır not aldım. emegınıze tesekkurler.

  5. Salih Toktaş Says:

    Yazdıklarınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler,hiç sıkıcı değildi tam terine bitmesin istedim.Asya turundayım; Malezyada önceden Penang adasını gitmiş Langkawi adasını çok merak etmiştim.Şimdi nasip alacak inşallah…Verdiğiniz bilgi ve detaylar çok önemli ve zaman kazandırıcı konular.
    Emeğinize ,elinize ve ailenize sağlık…

  6. gaye can Says:

    4 gun sonra 15 günlük bir sure için Langkawi ve civar Tai adalari için yola cikacagiz.internette sizin yazinizi bulduk ve cok beğendik..kocaman teşekkürler…gaye-can

Leave a Reply