Prag

PragGökyüzü karakalemle çizilmiş, yüksek kuleleriyle dantelalı, arnavut kaldırımlı, büyülü ve aşkın en dayanılmaz hali ile sizi sizden geçirdiği Prag’ı düşünün… Şehrin neresinde olursanız olun, daha “daha önce aklım neredeydi” diye iç geçirdiğiniz, bir anda jetonların düşüverdiği Prag tuhaf bir masal şehri.

Bu şehir sanki binlerce yıllık kuleleri ile içindekileri izliyor. Adım attığınız her sokakta sizi izleyen bir gölge var. Bütün bu kulelerin birbirine benzemesi yüzünden Prag’da kaybolmanız kuvvetle muhtemel. Ki evet şehir sizin kaybolmanıza izin vermese de siz mutlaka kaybolun… Kaybolmanın tadını mutlaka tadın bu şehirde. Ama bu dediğimi gündüz vakti yapın. Gece kaybolmayı aklınızdan geçirmeyin. Naziler bile bu şehri gece bombalamaya kıyamamış hatta kıyamamaktan değil yollarını kaybettikleri için gece bombalayamamış. İnsana yolunu kaybettiren bu şehir özellikle Eylül’den sonra sisin altına gömülmüş daracık sokakları, arnavut kaldırımları, kiliseleri, muhteşem Charles Köprüsü ile adamı korkutmaz ne yapar? Böylesi bir atmosferi ışık hızı ile romantik bir ortama çevirmenin tek yolu yanınızda sevgilinizin olmasıdır. Ve eğer cesaretiniz varsa, sevgilinizle gece kaybolmayı göze alırsanız o zaman aşktan da başınızın döneceğini göze almalısınız. Ne diyeyim kendi düşen ağlamaz 🙂

Prag en çok adlandırılan hali ile iki bölgeden oluşuyor. Aslında şehir birkaç bölgeye ayrılmış durumda ama bu iki bölge arasında geçen benim tüm hikayelerim… O meşhur Vltara Nehri’nin doğusundaki (sanırım) “Eski Şehir” ve bir şehir düşünün… 14.yüzyıla göre yeni olan “Yeni Şehir”.

Capcanlı meydanları ve havasıyla sizi büyüleyecek bir kent Prag. Çalkantılı ve bunalım dolu bir geçmişin ardından, bu geçmişi unutmayan mütevazi ve çocuksu halkıyla masallar diyarı, çizgi romanlardaki casusların vazgeçilmez mekanı Prag.

Bin yıllık geçmişi ile Prag Kalesi için mutlaka birkaç saatinizi ayırın. Prag Kalesi’nin dibinde küçük bir mahalle var. Kaleye gelenlerin çoğu bu yolu tercih etmez.Asla böyle bir hata yapmayın. Bu küçük ve eski mahallenin dar yan sokaklarında fotoğraf makinenizin kadrajına ne resimler sokulur tahmin edemezsiniz. Fazlasıyla güzel olan bu bölge film ve reklam çekimlerinin en favori mekânlarındandır zaten.

Prag deyince aklıma gelen ilk yer ve her seferinde beni daha da çok heycanlandıran yer Charles Köprüsü olmuştur. Köprünün altından akan nehri seyrederken üzerinde öyle bir dramatik havaya kapılırsınız ki, derin nefesler alıp, nerde olduğunuzu unutursunuz. Ne var o köprüde, yoksa o nehir suyunun hipnotize edici bir gücü mü var bilmiyorum ama bir an “burada kalabilirim” dediğinizi fark edebilirsiniz ve işte o anda şehri kıskanmaya başlarsınız. Puslu gökyüzüyle birleştiğinde binalar öyle ürkütücü görünür ki, her an kuleleri rüzgar alıp götürecek sizinle sanırsınız. Bu kadar duygu kabarması ve dalgın aşık sendromundan sonra her güzel şehirde, aptalca güzelliklere dalıp giden turistleri gözeten yankesiciler vardır ki burada da buluşma noktaları Charles Köprüsü’dür; Prag’da olduğunuzu unutmadan, İstiklal Caddesi açıkgözlülüğü gösterin diyip hayallerden hayatın gerçeklerine geçme eğiliminde bulunalım 🙂

Neyse, bu güzel köprü Eski Şehir’e bağlar. Her an kalabalık olan Eski Şehir’de, Belediye Sarayı’nın kulesindeki astronomi saatini görmek istiyorsanız, gösteriden hemen önce orada olun derim. Saati görmeye gelenler şaşkın bakışlarla bu mekanik harikanın saat başı gerçekleşen gösterisini beklerken, ölüm çanı çalar ve kalabalığa selam veren havariler geçerken elindeki kum saatini ters yüz eder. Şaşırtıcı bir deneyim.

Prag’da sokaklara yayılmış cafeleri, farklı caz klüpleri, iyi rock gruplarının sahne aldığı barları ile rengarenk bir gece hayatına sahip. Karanfilli ve baharatlı bitkilerden yapılan Becherovka da tadılması gereken bir dünya nimeti.

Kendinizi ve bu şehri dinlemek için gittiğiniz Prag’ın daracık sokaklarında, arnavut kaldırımların üzerinde takırdayarak yürümek yerine araba kiralamayı veya metroyu şünüyorsanız iyi bir psikolog biliyorum, önerebilirim.

İyi güveç yapıyorlar… iyice karın doyurun, Prag’ı keşfedin; sonra yatın ama sabahın altısında kalkın. Charles Köprüsü’nde sevgilinizin elinden tutun birlikte olmanın huzuruna erin. Prag’ı sabahın erken saatlerinde görmemiş olana, Prag görmüş demem ben...

Daha fazla yazmıyorum… gidin, görün, yaşayın…mümkünse bir müddet oralarda kalın…

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

One Response to “Prag”

  1. Filiz Konstantin Says:

    Prag özel bir sehir, bu aksam 2 günlük Prag gezisinden geldim.Prag ile ilgili yaziniz harika.Kutlarim. Charles Köprüsünün gizemi ve büyüsüne sunu eklemek istiyorum. Köprünün ortasinda bir heykel vardir, bu heykelin hemen altinda iki “altin kanat” görülür. Gözden kacirmak mümkün degil. Heykel zaman asamasinda kararmis olsada bu kanatlar parlak. Iste bu kanatlara dokunarak dilek dilenir, söyleve göre dilekler gerceklesirmis.
    Bu ara o muhtesem Pragta muhtesem kiliseleri ve sarayi muhakkak gezmeli. Görülmeye deger 🙂

Leave a Reply