İstanbul’dan Günübirlik Afyon

Afyon Tren

Haydarpaşa garına gidip nereye gidebiliriz diye tren güzergahlarına bakarken Afyon dedik. Tren yolculuğunun bu kadar keyifli ve rahat geçeceği aklımdan geçmezdi. Yol belki otobüsle gitmekten biraz daha uzun sürüyor ama, otobüsün o dar koltukları, daracık koridorunda gitmektense biraz daha çok yolda kalıp, rahat rahat uyuyarak, canınız sıkılınca ayaklarınızın uyuşmaması için vagonlar arası dolaşarak, acıkınca istediğiniz herşeyi bulabileceğiniz lokantasında karnınızı doyurarak gitmenizi tavsiye ederim.

Cuma geceyarısı yola çıkıp sabah dokuz buçuk gibi Afyon’daydık. Küçücük bir tren garı karşılıyor sizi. Gar şehrin merkezinde. Zaten Afyon çok büyük bir yer değil, neredeyse her yer merkez sayılabilir. Şehirde gezilmesi gereken hemen hemen her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Alışveriş merkezleri, hastaneler ve büyük kaplıca otelleri ise minübüsle şehre 10-15 dk uzaklıkta.

Tam sabah kahvaltısı vakti. Internette çok araştırmıştık gitmeden önce acaba nerde yöresel kahvaltı yapabiliriz, şöyle meşhur Afyon kaymağı olan. Maalesef bir bilgi bulamadık. Biz de Afyon’u bilenlere sorduk “Afyon’da Gülyurt’ ta kahvaltı yapılır” dediler. Biz gezerken daha çok salaş, butik yerleri tercih ediyoruz. Burası gezilerimizde gittiğimiz yerlerden biraz daha farklıydı. Oldukça gösterişli, kalabalık, ve standartların üstünde bir görüntüsü var. Ve kahvaltımız geliyor… Tabağı öyle bir güzel süslemişler ki, o kadar güzel sunumunu hazırlamışlar ki, önce gözümüzü sonra karnımızı tıka basa doyurduk. İstanbul’da benzer bir kahvaltıyı 20-25TL den aşağı yiyemezken burada 10 TL ye yiyebiliyorsunuz. Kahvaltıdan sonra programımızda önce Zafer Anıtı sonra kaplıcalar vardı.

Zafer Anıtı, şehir merkezindeki Anıt park içinde, kübik bir kaide üzerinde, Türk ve Yunan güçlerinin sembolü, iki askerin bulunduğu ve Türk’ün zaferini anlatan, 1936 yılında açılan bir anıt. Krippel adlı bir heykeltraş taraından yaklaşık 10 senede yapılmış, 27 Ağustos 1922 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nda, Afyon’un Yunan saldırılarından kurtarılışını sembolize eden, tunçtan bir anıttır.

Buraya kadar gelmişken Kaplıcanın suyundan, buharından faydalanmamak olmazdı. Minibüsle şehir merkezine yaklaşık 15 dk uzaklıktaki Korel Termal Otel’e gittik. Yol üzerindeki Özdilek Alışveriş Merkezi Afyon’un en popüler AVM’i. Buradaki tüm kaplıca otellerinde günübirlik gelen misafirler için kaplıcadan yararlanma imkanı veriliyor. Kişi başı 30 TL. Biz sadace birkaç saat kaldığımız için bize biraz pahallı geldi. İster saatlik, ister tüm gün kalın farketmiyor. Bizde Korel Otel’de kaplıca, kapalı havuz, hamam, sauna ve açık havuzundan yararlanıp kendimizi bir güzel rahatlattıktan sonra şehir turumuza başladık.

İmaret Camii’nden başladık. Afyon şehir merkezi Kurtuluş caddesinde yer alıyor. Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Mimar Ayas Ağa’ya yaptırılmış, Osmanlı döneminin en güzel eserlerinden biri. Üzeri altı sütun üzerine sivri kemerli sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülü. İmaret Camii şehrin merkezinde olmasına rağmen oldukça sessiz ve sakin.

İmaret Camii’nden sonra yemek için kaymağı kadar sucuğu meşhur olan Afyon’da Sucuk İskender Kebabını seçtik. Aslında bir çok yer var et ve sucuk ürünlerini yiyebileceğiniz. Hayvancılık şehirde en yaygın geçim kaynaklarından bir olduğu için acaba nasıl et diye çok fazla düşündürmüyor. Biz, ünü oldukça yaygın Gamze Döner’i seçtik. İskender etten yapılır, o da Bursa’da yenir derken; önümüze gelen Sucuk İskender sucuktan da iskender olurmuş hem de tadından yenmezmez olurmuş dedirttirdi. Her ne kadar sonrasında bir hayli hararet yapsa da gerçekten yapanların ellerine sağlık.

Bu kadar yedikten sonra hem midemizi biraz rahatlamak, hem de akşam güneşinin batışında Afyon manzarasını izlemek için Afyon Kalesi’ne çıkmaya yola koyulduk.

Az gittik, uz gittik dere tepe bir uzun tırmanışdan sonra kaleye çıkabildik. Yerden yaklaşık 225m. kadar yükseklikte. Eksiği yok, fazlası var tam 780 basamak çıkıyor. Dile kolay! Çıkarken 3-4 kez dayanamayıp geri dönmek isteyeceksiniz. Ama sonunda acaba nasıl bir manzarayla karşılaşacağım diye meraktan çıkmaya devam edeceksiniz. Afyon kalesi ile ilgili çeşitli rivayetler var. Afyon Kalesi’ne çıkan ya on yıl Afyon’dan gitmezmiş, ya 10 yıl Afyon’a gelmezmiş. Kaleye çıkarken bunu kim söylemişse doğru söylemiş diyerek, biz de onayladık. Başka bir rivayete göre ise kısmeti çıkmayan yada evlenme zamanı gelmiş kızlar yanlarında yaşlı bir kadınla birlikte Cuma günü kalenin yolunu tutarlar. Yanlarına birde asma kilit alırlar, kilit kaleye çıkılmadan önce kilitlenir. Kaleye çıkıldıktan sonra, yaşlı kadın kaleye çıkılmadan önce kilitlenmiş olan kilidi kızların başlarında açarak, inanışa göre bahtlarını açar.

Afyonkarahisar kalesinden indikten sonra bir de Afyon’un meşhur kaymaklı vişneli ekmek kadayıfının tadına bakmadan dönmeyelim istedik. Hem tatlı, hem ekşi, hem kaymaklı… Sadece yemekle kalmayıp, bir de tarifini alıp, yanımıza da evde yapmak için kurusunu aldık.

Üniversite öğrencilerinin ağırlıklı olduğu Afyon’un gençlerin akşamları oturup kahve içip, sohbet ettikleri cafelerden birinde çaylarımızı içip, ehh kendimizi biraz da üniversite yıllarımıza döndürüp İstanbul’a dönüş yolu için Gar yolunu tuttuk. Geceyarısı İç Anadolu Ekspresi’ne binip, İstanbul’a yola koyularak günübirlik Afyon maceramızı bitirdik.

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

Leave a Reply