Saraybosna

Vakur, asil ve mağrur… hayata karşı her zaman her koşulda dimdik duran, çalışmayı sevdiği kadar yaşamın da en güzelini seven biriydi o … Anlattığı masallar hala kulağımda çınlıyor, güzel kızı kötü adamlardan koruyan, iyi yürekli ayı…

Hayran olduğum, hayatımın en özel köşelerinden birine koyduğum birkaç insandan biriydi o… Dedem… Üç sene olor onu kaybedeli…

Çok yer gezdi tüm hayatı boyunca, bütün Türkiye’yi neredeyse karış karış dolaştı. Anlata anlata bitiremezdi, Bağdat’ın güzelliğini, Kuveyt’in zenginliğini, Yemen’i, Şam’ı daha onlarca şehri… Ama hayatta belki de en çok görmek istediği yeri göremedi, Atavatanı… Atalarının yaşadığı toprakları görmek, onların soluduğu havayı solumak, oradaki akrabalarını bulmak en büyük isteğiydi ama “kısmet” derler ya, ona olmadı… Dedemin gidemediği topraklara giderken gözlerimin önünde hep hayali vardı…

İstanbul’dan havalanan THY uçağı ile yaklaşık 1,5 saat sonra Saraybosna’ya varmıştık.

Saraybosna’ya THY dışında Air Bosna’da uçuyor fakat uçak tipleri pervaneli uçak. Fiyatları ise THY fiyatlarına göre biraz daha uygun. Ayrıca Türk Vatandaşlarına vize istemiyor Saraybosna.

Saraybosna bir savaş şehri… Şehre girdiğiniz daha ilk anda fark ediyorsunuz bunu. Havaalanından çıktığınız gibi tüylerimi diken diken eden mermi izleri karşılıyor bizi her yanda. Yol üzerinde şehir merkezine doğru giderken taksiciyle konuşmaya dalıyoruz.

Bir nevi panoramik Bosna Rehberi oldu bizim için şöfürümüz. Tabii taksi rehberi olmakla kalmayıp sülale isimlerinin aynı zamanda Soyad olarak kullanıldığı Saraybosna ‘da Dedemin, Anneannemin, sülale adlarını sorarak ortak bir taraf bulma çabası içerisine de soktu bizi. Türkiye’de “Nerelisin?” sorusuna verilen cevap sonrası “Oooo… Hemşehriyiz desene” cevabıyla insanlar nasıl yakın hissediyorsa, birbirine aynı sülaleden olmak tanınasa da aynı akrabalara sahip olmak, bilinmese de aynı kanı taşıyor olmak gerçekten insanın içinde çok hoş duygular, çok yakın hisler uyandıran bir duygu.

Hoş sohbetiyle Fazlagiç sülalesi hakkında bize verdiği bilgilerle otelimize vardık.

Oteli herzamanki gibi internet üzerinden bulup, e-mail yoluyla görüşerek ayarladık. Saraybosna’nın merkezi ve birçok insan için en çekici yeri Başçarşı’ya yakın Otel Telal idi. Küçük, Butik otel ve müstakil ev arası kıvamında tertemiz, küçük odalı bir oteldi.

Özellikle temizliğinden çok memnun kaldığımızı söylemek isterim tabii bir de Başçarşı’ya her istediğimiz an birkaç dakikada ulaşabilmek çok güzeldi. Kahvaltısı da çok zengin olmasa da temiz ve lezzetliydi.

Eşyalarımızı otele bırakır bırakmaz Başçarşı’ya koştuk.

Aman Allah’ım burası sanki küçük Bursa dedim gördüğüm gibi ortadaki sebili. Ne kadar da sıcak ne kadar da evinde hissediyorsun burada kendini. Sanki Avrupa’nın ortasında değil, Türkiye’de bir Anadolu şehrinde gibisin. Başçarşı’nın hemen ortasındaki sebil o kadar hoş o kadar kendine has mimarisiyle ayrı bir hava vermiş ki buraya. 1754 yılında inşa edilmiş Saraybosna’ya gidenlerin bu sebilden su içtiklerinde buraya tekrar geleceklerine inanılırmış. Başçarşı dar sokakları, Osmanlı mimarisi, Camisi, Çarşısı, Kahveleri, Bakırcıları ile Saraybosna’yı tadacağınız en güzel adres.

Bosna, güzel insanların ülkesi… Havasından mı suyundan mı bilemem ama insanları kadını, erkeği, yaşlısı, genci, hepsi kusursuz diyebileceğim güzellikte yaratılmış. Tabii burada Boşnak bir annenin kızı olmak ta ayrıca bir mutluluk kaynağı olmadı değil benim için… Beni ve eşimi de Boşnak sanarak hemen her yerde Boşnakça konuşmaya çalışan birçok kişi oldu saraybosna sokaklarında.

Bosna da hem Hırvat, hem Sırp, hem de Boşnaklar yaşıyor. Şehir de camilerin yanında, gezilip görülecek kiliseler de mevcut.

Ayrıca eski ve yeninin dirleşimi gibi biryer Saraybosna Eski şehir’de eskiyi hakkıyla yaşayıp, yeni şehirde de bir kadar şehir hayatının tadına varabilirsiniz.

Saraybosna’nın ortasından Milyatka Nehri akıyor, şehir boyunca özellikle otobüs veya tramvayla yolculuk yaparken nehir ve üzerindeki köprüler Bosna’nın havasını daha iyi yansıtıyor insana. Tramvay, Otobüz demişken ulaşım son derece kolay şehirde. Tramvayla da otobüsle de istediğiniz heryere gidebilirsiniz. Taksi dahil olmak üzere ulaşım fiyatları da uygun.

Kışın etrafı dağlarla kaplı olduğundan dolayı çok soğuk olmakla birlikte hem yaz hem kış gezilebilecek bir şehir.

Ali Paşa Camii, 1561’de yapılmış olup Saraybosna’nın sembollerindendir. Yine Baş Çarşıdaki Gazi Hüsrev Bey Camiisi, Çarşısı, Kütüphanesi, Kurşunlu Medresesi, İmparator Camisi, Balkanlardaki en büyük Ortodoks Katedrali, Ulusal Müze Bosna’nın görülecek yerlerinden.

Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı yer olan Latin Köprüsü’nü ve hemen yanında o olayın fotoğraflarla tasvir edildiği sokak fotoğraf müzesini de görmelisiniz. Ayrıca 2. Dünya savaşında Nazilerin karşısında savaşanlar için yakılmış Sonsuz Alev Anıtını’da görmelisiniz.

Bosna’da gezerken heryerde savaşı hala yaşıyorsunuz. Birçok evin duvarlarında hala mermi izleri duruyor hatta özellikle bırakılıyor ki, o günler, o acılar unutulmasın diye. Bosna Savaşı’nı biraz bilenler Pazar Yeri saldırısını hatırlar, o Pazar yerindeki afişle ve orada ölenlerin isimleri hala o korkunç saldırıyı unutturmuyor Boşnaklar.

Saraybosna Tünel Müzesi, Boşnak halkının savaşta çektiği sıkıntıları çok net olarak gözler önüne seren bir müze. Savaş sırasında bu tünel herşekilde ulaşım yolu olarak kullanılmış.

Ve Şehitlik… Otelimize de çok yakın olan Saraybosna şehitliğini ziyaret ederken insanın duygulanmaması ve gözyaşlarına hakim olmaması mümkün olmuyor, 12,15,18 yaşında küçücük çocuklar, şehitler bembeyaz mezar taşlarının altında yataken, hür bir vatan bırakmışlar geride kalanlara, Avrupa’nın ortasında ama Dünya’nın gözlerini kapadığı, dillerini bağladığı bir katliam yaşandı. Alija İzzet Begoviç için mezarlığın tam ortasında bir türbe var o taçsız bir kraldı Boşnaklar için. Hepsine Allah rahmet etsin…

Saraybosna lezzetleriyle ünlü bir şehir. Öncelikle akla börek Boşnakların deyişiyle Bürek gelse de bizim damak tadımıza uyan birçok lezzeti tadabileceğiniz bir şehir. Cevapcici veya Cevabi Boşnakların meşhur köftesi. Sultanahmet Köftesine benzer bir tadı var ama servis edilirken pide ve soğanla servis ediliyor. Galatasaray’lı eski futbolcu Tarık Hodzic’in de bir yeri de var Başçarşı içinde buraya uğrarsanız, kesinlikle müthiş eğlenceli bir akşam geçireceğiniz konusunda garanti verebilirim Türkiye’den geldiğinizi duyunca sohbet, muhabbette Galatasaray olunca saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Ama köfteler konusunda aynı garantiyi veremem. Cevapciciyi en iyi yiyebileceğiniz yer, Başçarşı’nın hemen girişinde solda kalan mekan. Hem temiz, hem çok lezzetli.

Boşnak Böreği yani Burek nasıl derseniz bu lezzet asla tarif edilemez tadılması gerekir. Ve garanti veriyorum ki doğru yeri bulduğunuzda tadına asla doyamayacaksınız burada yediğiniz Böreklerin. Cevapcici de olduğu gibi Böreği de yapan çok yer göreceksiniz Başçarşı da fakat kesinlikle saçta yapılan yerleri tercih edin. Özellikle tavsiye edeceğim yer ise ASDZ adlı Börekçi, Başçarşıda meydanın hemen yanındaki sokakta bulunuyor.

Her çeşit Böreğin saçta yapılmış en leziz halini burada bulabilirsiniz.

Ayrana Yogurt diyor Boşnaklar ki bunda da haksız değiller, çünkü gerçekten bizim yoğurt gibi ayranları oldukça koyu onu da denemenizi tavsiye ederim.

Bir de hayatımda içtiğim en güzel maden suyu kesinlikle Sarajevo adıyla markalaşan Saraybosna’nın etrafını saran dağlardan çıkan zengin minerallere ve çok doğal bir tada sahip maden suyudur. Kesinlikle denemelisiniz.

Boşnakların çayla araları pek yok ama Kahve en büyük zevklerinden. Türk kahvesine çok benzeyen kahveleri içtikçe içiyorsunuz, günün her saati kahve yani Kafa Bosniska içesiniz geliyor Bosna’da. Cezve ve Lokumla özel tepsilerinde geliyor kahve burada.Özellikle Moraçi Han’da kahve içmek çok zevkli oluyor.

Geleneksel yemeklerinin tadına biraz daha geleneksel bir ortamda tadıyım derseniz Inat Kuca’ya gidebilirsiniz. Boşnakların Begova Çorbası, Bosanska Tavası, Baklavası, Rahat Lokum dedikleri Lokumu,Soğan Dolması meşhurdur.

Saraybosna’da alışveriş yapmak iserseniz Başçarşıdaki bakır eşyaları tercih edebilirsiniz, yada yine Başçarşıyı anlatan çeşitli süs eşyaları bir de savaş zamannında kullanılmış gerçek mermiler.

Dedemin anıısıyla gittiğim topraklarda, Saraybosna gezisinin ardından, Saraybosna’dan ayrılırken yakın bir tanıdıkla buluşmuşluk, uzaktaki bir akraba ile uzun zaman sonra görüşmüş olmak gibi tatlı bir sevinç kalıyor insanın aklında. Bir de yıllar geçse de savaşın korkunç yüzü…

Share this nice post:
© www.gezihane.com Tüm Haklar Saklıdır

One Response to “Saraybosna”

  1. Uzak Rota Says:

    Sarajevo’ya gittiğimde Cevapcici’ye doyamamıştım, ama yediğim en iyi cevapcici Hırvatistan Split’te.

Leave a Reply